Helal Lokma - Uğur TAŞDEMİR

 Helâl Lokma

Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanlardan helal ve temiz olanlarını yiyin1” âyeti Resûlullah’ın (asm) yanında okununca Sa’d bin Ebi Vakkas ayağa kalktı ve:  “Ya Resulallah! Allah’a (cc) beni duası makbul kimse yapması için duâ et” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (asm): “Ya Sa’d! Helal ye duân makbul olur. Muhammed’i kudret ve iradesiyle yaşatan Allah’a(cc) yemin ederim ki, midesine haram bir lokma indiren kulun kırk gün hiçbir ameli kabul edilmez. Bünyesi haramla beslenen bir kula en layık olan şey cehennemdir.2” buyurmuştur.

Zikredilen âyette ve hadîs-i şerifte dikkat edileceği üzere, tahşidat yapılan konu “helâl lokma” tüketimidir. Tabi helâl tüketmek için elbette helâlinden kazanç olması gerekir. Yani iki taraflı olarak kazanım-tüketimin mahiyeti helâl olmalı. Diyanet işleri başkanlığı bu yıl ki Ramazan ayında “helal lokma, helâl kazanç” konusunu gündeme taşıdı ve bu mevzuda faaliyetler yapacağını duyurdu. Allah razı olsun fevkalâde doğru ve üzerinde ciddi konuşulması gereken bir konu seçimi yapılmış. İçinde bulunduğumuz yüzyılda kokmuş, çürümüş batı felsefesinin insanların nefsin her arzusunu yerine getirmesini, dolayısıyla haram helâl demeden ne bulursa mideye indirmesini ve etrafına da bunu gösterişle göstermesini teşvik ettiği görülmektedir. İnsanın değerini manen ve fikren ürettikleri ile değil de materyalist gözlükle, kazancının ve tükettiklerinin miktarıyla, ölçen bir (me) deniyet nasıl insanlara huzur verebilir. Elbette tüketimi artıran insan bir müddet sonra israfa girecektir. Üstadın deyimiyle israf hırsı, hırs ise kanaatsizliği netice verecektir. Kanaatsiz kişi artık durdurulamaz bir hayat yaşamaya başlarsa, Allah muhafaza “meşru, helâl, az malı terk edip; gayr-i meşrû, külfetsiz bir malı arar. Ve o yolda izzetini, belki haysiyetini feda eder.3

Helâl lokma konusu aslında zamanımızda farklı bir boyut kazanmıştır. Zira eskiden “helâl kazanmak” konusu üzerinde hassasiyetle durulur ve yeterince anlaşılırsa “helâl lokma” ile ilgili bir sorun yaşanmayacak demektir. Fakat günümüzde bu durum hiç de öyle değildir. Nasıl yani? Telaşa gerek yok, anlatalım.

Evvelâ, kazancımız helâl diyelim, o zaman yediklerimizi bir inceleyelim. Ne var ki yediklerimizde diyebilirsiniz. Domates, sucuk, tavuk, yoğurt, biraz da çeşnisinden kraker, sakız, gazoz vs. Haydi; domates hormonsuz, tavuk elle helâl kesim, yoğurt jelatinsiz köy yoğurdu farzedelim. Sadece bir sakız! Her gün fırıl fırıl reklamlarının döndüğü, iyi bilinen bir markanın içeriğini sizin için bakkaldan alıp inceledim. Tatlandırıcılar (maltitol, mannitol, maltitol şurubu, ksilitol, sorbitol, eritritol, aspartam, asesülfam-k, sukraloz) (%65,8), sakız mayası, asitlik düzenleyici (malik asit, tartarik asit, sitrik asit), hidrojenize bitkisel yağ, doğal aroma vericiler, renklendiriciler (E171 Titanium dioxid, E120 Karmin, E160a Karoten), Jelatin, Emülgatör (soya lesitini, yağ asitlerinin sukroz esterleri), kıvam artırıcı (Gam arabik), Antioksidan (E320 Butillenmişhydroksi-anisol (BHA)), tatlandırıcı, fenilalanin.

Her bir maddenin ne olduğunu size saymaya bu makale de, benim cüz’i ilmim de yetmez. Lâkin şu bir gerçek ki, tükettiği maddenin İslâmi esaslara uygun olup olmadığını araştırmak her mü’minin üzerine farzdır. Buna dikkat ettiği sürece ruhu haramlardan temizlenir ve ibâdetteki lezzeti hisseder. Resulullah (asm) “Şüphesiz, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda,kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da kurtarmış, korumuş olur.Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah'ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir.4” buyurmasıyla, kişinin tükettiklerinin vücuduna menfi veya müsbet tes’ir edeceğini ve neticesinde iman, idrak ve ferasetinin şekilleneceğini ifade etmiyor mu?

Hem hadiste zikredilen “şüpheli” kavramından ne anlamak gerek. Tüm asırlara bakan bu sözün, asrımıza bakan bir tarafı da, içeriğinin ne olduğu bilinmeyen, incelenemeyecek kadar karmaşık maddeler ihtiva eden tüketim maddeleridir. Maalesef Müslümanların bu zaaflarını bilen İslâm düşmanları bizi tüketim toplumu haline getirmekle kalmamış, tükettiklerimizi çeşitlendirerek şahsî olarak kontrolü imkânsız maddeler haline getirmişlerdir. Sadece Jelatin denen katkı maddesinin nelerden üretilebildiğini, Türkiye’ye ne kadar girdiğini, hangi ürünlere katıldığını ve ne kadarının helal olduğunu, bu yazının buraya kadar ki bölümünü okuduğunuza göre sizin gibi araştırmacılara bırakıyorum. Dünyanın dört bir tarafında Müslümanlar neden bu kadar sıkıntı, ızdırap çekiyor. Abdulkâdir-i Geylâni (ks) nin “Lokma vardır kalbini nurlandırır. Lokma vardır onu karartır. Lokma vardır seni dünya ile iştigal eder hale getirir. Lokma vardır, seni dünya ile âhiretin Yaradanı'na rağbet ettirir.” sözüyle ifade etmeye çalıştığı ma’nayı düşünelim. Acaba duâlarımızın ve duâlarımıza tes’ir eden yediklerimizin keyfiyeti nasıl. İlginçtir, İsrail’e Müslümanları katletmesi için yardım eden, Coca-Cola’yı Ramazan sofralarımızdan eksik etmiyoruz. Neyse…

Şu anda imal edilen tüm gıda maddeleri helâl midir? En iyisini ve her şeyi ancak Allah bilir. Ancak her mümin kendisi ve ailesi için helal ve temiz kazanmak ve tüketmekten sorumludur.  Şuursuz, dikkatsiz davranmak müslümana yakışmaz. Madem birey olarak markete gittiğimizde her bir maddenin içeriğini incelemek, araştırmak gibi zor görünen işi yapamıyoruz. Öyleyse önümüze iki seçenek geliyor. Ya, “gıdanın içerisine İslami olmayan madde koyanlar haram işliyorlar, ben bilmediğim için ma’zurum. Önüme ne gelirse, Bismillah der yerim” diyeceğiz. Ya da, Müslümanların bu gibi dertleriyle dertlenen hem işinde ihtisas sahibi hem de İslâmi hassasiyetlere sahip bir cemiyetin mütehassıs bir şekilde tüm ürünlerin içeriklerinin haram, veya helâl olup olmadığını incelemesi, ve bizim de yine Bismillah deyip Allah’ın nimetinden faydalanmamız. Ne dersiniz? Resulullah (asm) ın yukarıda zikredilen hadis-i şerifini ve baştaki Allah’ın kelâmını okuyup nasıl davranmamız gerekir? Hamdolsun GİMDES adlı böyle bir cemiyet ve böyle davranan Mü’min kardeşlerimizin sayesinde gerek Türkiye’de gerekse tüm dünyada tıpkı Yahudilerin koşer sertifikası gibi, Helâl Sertifikası ile üretilen ve tüketilen ürünler çoğalmakta. Yalnız dikkat etmek gerek. Masa başında helâl sertifikası veren firmalar türemiş. Allah akıl, iz’an versin. Bir gece kabirde sorgu meleklerine bir ipin bile hesabını veremeyen hamalın hikayesi varken, para pul için sahte belgelerle veya denetimsiz, bilgisiz helâl sertifikası vermekle, batınlarını haramla doldurmak. İşte burası helâl kazanç mevzusuna girer kanaatimce.

Netice olarak insanların ilk atası Hz. Adem (as) ve Havva validemizin yasak meyve ile imtihan edildiğini ve Cennetten ihraç edildiklerini unutmayalım. Bizi maddî, manevî sıkıntıya sokacak şeylerin başında yediklerimiz gelmektedir. Daha teferruatlı bilgiler için, size www.gimdes.org sitesini ziyaret etmenizi tavsiye ediyor, bihakkın kâinatın Fahri (sav) nin duasıyla bitirmek istiyorum. Hürmet ve muhabbetle. Vesselam.

Allahım! Bana helâl rızıklardan nasip ederek haramlarından koru. Lütfunla beni senden başkasına muhtaç etme5

1 Bakara, 168

2 Taberani, El-Mu’cemül-evsat, VI, 310)

3 Lem’âlar, Osmanlıca, 152

4 Buhârî, İmân, 39

5 Tirmizi, Deâvât, 110)

www.cihander.org



Sayfa Kategorisi: Muhtelif Yazılar